BİAKADEMİ Gündemi: Prof. Dr. Tayfun Doğan ile Röportaj

BİAKADEMİ Gündemi’nden herkese merhaba,

Pozitif Psikoloji alanında dünya çapında çalışmalar yapan bir isim: Prof. Dr. Tayfun Doğan

Uzun bir aradan sonra sizlerle bu satırlar aracılığıyla tekrar bir araya gelmekten çok mutluyum. Bu röportajımda Pozitif Psikoloji konusunu gerçekten çok seven, bu alanda sürekli araştırmalar yapan ve çalışmalarını gerek web sayfası/sosyal medya, gerek düzenlediği Pozitif Psikoloji Kongreleri ile bizlerle paylaşan bir akademisyeni sizlerle buluşturuyorum…

Prof. Dr. Tayfun Doğan Pozitif Psikoloji alanındaki çalışmalarını bir kitap haline getirmesini sabırsızlıkla beklediğim bir akademisyen. Eminim bu alandaki paylaşımları, konuya meraklı her disiplinden insan için bir rehber; bir başucu kitabı olacaktır.

1. Hayatınızda en çok neyi yapmış olmaktan mutlusunuz?

Bilim camiasının içinde olmaktan ve bilimle uğraşmaktan, okumaktan, yazmaktan ve araştırma yapmaktan dolayı mutluyum diyebilirim. Sevdiğim bir işi yapıyorum.

2. Hâlâ yapamadığınız için üzüldüğünüz ve mutlaka yapmak isterdim dediğiniz bir şey var mı?

Eğitim sürecimi daha iyi değerlendirebilirdim. Ancak maalesef insan öğrenciyken şimdiki bilinç düzeyinde olmuyor. Onun dışında daha erken yaşlarda eğitimimin bir bölümünü yurt dışında geçirmiş olmak beni mutlu ederdi.

3. Çocukluk hayaliniz neydi; bu işi yapmasaydınız ne olmak isterdiniz?

Çocukken subay olmak isterdim. İsmim bir subayın ismidir. Babam askerdeyken komutanına söz vermiş. Eğer oğlum olursa adını Tayfun koyacağım diye. Bu hikâyeyle büyüdüğüm için ben de subay olmak istiyordum. Ancak akademisyenlik nasip oldu, iyi ki de böyle oldu. Bu olmasaydı başka ne iş yapabilirdim? Fotoğrafçı olmayı isterdim. Fotoğrafçılığı seviyorum ve amatör olarak yapıyorum ama profesyonel olarak işimin bu olmasını isterdim. Seyahat edip fotoğraf çekmek güzel bir şey.

4. Hayat felsefeniz nedir?

Bu zor bir soru. Ama kısaca şunu söyleyebilirim. Hayattan olabildiğince az hasar alarak ve az acı yaşayarak gitmeyi umut ediyorum. Onun dışında da yaşadığım sürece hayatın hakkını vererek yaşamayı istiyorum. Beklentim düşük olduğu için, hayatta sahip olduğum her güzel şeyi ödül olarak değerlendiriyorum.

5. Yaşam amacınızı buldunuz mu?

Yaşam amacım da yukarıdaki soruyla bağlantılı. Hayatın hakkını vermek ve olabildiğince gelişmiş, olgunlaşmış bir birey olarak yaşama veda etmek isterim. Bu dünyaya gelişmek ve olgunlaşmak üzere geldiğimize inanıyorum. Bunu başarabilirsem huzur içinde veda edebilirim. Yazar Ayşe Şasa’nın dediği gibi, ben de öldüğümde Allah’a, onurlu bir yaşam sürdüm diyebilmeyi isterim.

6. Bundan sonra yapmayı öğrenmek istediğiniz ne var hayatınızda?

Daha kendimi yolun başında görüyorum. Aldığım psikoloji eğitimine ek olarak, son zamanlarda nörobilim, biyolojik psikoloji ve felsefe ile ilgili okumalar yapıyorum ve eğitimler alıyorum.

İlerleyen süreçte, Batı felsefesinin yanı sıra, Doğu ve Uzak Doğu felsefesiyle ilgili de okumalar yapmak istiyorum. Okunacak ve öğrenecek çok şey var. Öğrenerek güzelleştiğimi düşünüyorum. Yeni şeyler öğrenmek beni mutlu ediyor. Öğrenme olmaksızın geçirdiğim zamanlarda mutsuz oluyorum. El çantamda kitap olmaksızın bir yere gitmem. Bu olmazsa eksiklik hissederim. Telefonumda YouTube’dan indirilmiş, mutlaka birkaç konferans ya da sesli kitap vardır. Eğer dışarı çıktığımda birisiyle beraber değilsem, bunları dinlerim. Deniz kenarında yürüyüş yapmayı çok seviyorum. Otuz-kırk kilometrelere ulaşan, çok uzun mesafeler yürüyorum. Bu yürüyüşler esnasında mutlaka yeni şeyler öğreneceğim konferanslar ya da sesli kitaplar dinlerim. Hayata sanki öğrenmek üzere gelmiş gibi hissediyorum. Bilgili, entelektüel ve dürüst insanları da çok seviyorum.

7. Son zamanlarda en çok takıldığınız şey nedir? İmkânınız olsa neyi değiştirmek isterdiniz?

Çirkin yapılaşmadan, parksız, otoparksız yerleşimden çok şikâyetçiyim. Maalesef şehirlerimiz, özellikle de İstanbul, beton yığınına dönüşmüş durumda. Geçenlerde bir haber okumuştum, İstanbul Avrupa’daki başkentler arasında en az yeşil alan oranına sahip şehirdi. Elimde olsa bunu değiştirirdim. Yatay mimari ve insan odaklı şehir anlayışıyla düzenlenecek bir İstanbul dünyanın en güzel şehri olur diye düşünüyorum.

8. En çok hangi özelliğinizi seviyorsunuz?

Merhametli olmayı ve dürüstlüğü önemsiyorum. Kendim de bu anlamda anlayışlı, samimi ve hakkaniyetli olmaya çabalıyorum. Bunların dışında, öğrenme sevgisi ve deneyime açıklık benim karakter özelliklerimdendir. Yeni şeyler deneyimlemeyi ve öğrenmeyi seviyorum. Doğa sevgisi de önemli diye düşünüyorum. Doğada vakit geçirmeyi çok seviyorum.

9. Hobileriniz nelerdir? Özel hayatınızda en çok neler yapmayı seversiniz?

Seyahat etmek ve fotoğraf çekmek, en başta gelen hobilerim arasındadır. Yeni yerler görmeyi ve farklı kültürleri tanımayı çok seviyorum. Bunları fotoğraflamaktan ve belgelemekten de keyif alıyorum. Bunun dışında kahve benim için önemlidir. Kahve ile ilgili her şeyden keyif alıyorum. Kahve müptelasıyım diyebilirim. Farklı kahve türlerini denerim. Nitelikli kahve çekirdekleri alıp, evdeki manuel kahve değirmenimde öğütüyorum ve taze kahveler hazırlıyorum. Bununla ilgili pek çok ekipmana sahibim. Henüz çok gidemedim ama kahve üreten ülkeleri ziyaret etmeyi istiyorum. Özellikle Orta ve Güney Amerika’da kahve üretimini görmek güzel olurdu. Şimdilik sadece bununla ilgili belgesel ve televizyon programlarını izliyorum. Digitürk’te bununla ilgili “Kahvenin Yolculuğu” diye bir program var, izlemenizi tavsiye ederim. Bunların dışında sinema ve doğa yürüyüşleri de vazgeçilmezlerim arasındadır.

10. Gezdiğiniz yerler arasında sizi en çok etkileyen yer neresi oldu? Anlatır mısınız?

Pek çok ülke gezdim ve bir yıl ABD’de yaşadım. Amerika, doğal güzellikleri ve düzenli yapısı itibarıyla çok beğendiğim bir ülkedir. İmkân olsa orada yaşayabilirim. Onun dışında, Avrupa ülkelerinin çoğunu görme imkânım oldu. Almanya, Fransa, İtalya, Macaristan, Avusturya… Hepsi de güzeldi. İlerleyen yıllarda da Orta Asya ve Uzak Doğu ülkelerini görmek istiyorum.

11. Bize bir film tavsiye edecek olsanız hangi filmi izlememizi tavsiye edersiniz? Neden?

Filmden ziyade, BBC’nin mini dizi olarak çektiği, altı bölümlük Sefiller dizisini tavsiye ederim. İnsan doğasını ve iyi-kötü kavramlarını anlama açısından oldukça başarılı bir yapım. Ayrıca oyunculuk konusunda da çok başarılı bir dizi diyebilirim. Ben çok etkilenmiştim. Hatta üniversitede öğrencilerime de izlemeleri için tavsiye etmiştim.

12. Bize bir kitap tavsiye edecek olsanız hangi kitabı okumamızı tavsiye edersiniz? Neden?

Okunacak, beğendiğim çok fazla kitap var. Aralarından seçim yapmak kolay değil ama Daniel Goleman’ın Duygusal Zekâ ve Sosyal Zekâ kitaplarını önerebilirim. Bir de Matthieu Ricard’ın Mutluluğa Övgü diye harika bir kitabı var. Bunlar dönüp tekrar tekrar okunacak kitaplar.

13. Bir şarkınız var mı çok sevdiğiniz, benim şarkım dediğiniz? Neden?

Sezen Aksu’nun “Küçüğüm” şarkısını seviyorum. Olgunlaşma yolculuğumuza işaret ediyor gibi geliyor.
Küçüğüm, daha çok küçüğüm
Bu yüzden bütün saçmalamam
Yenilmem bu yüzden
Bu yüzden sonsuz endişem
Bu yüzden bütün hatalarım
Öğünmem bu yüzden
Bu yüzden bütün korkularım
Gururum bu yüzden
Bu yüzden kendimi özel, önemli zannetmem.
Yine Miley Cyrus’ın “Climb (Tırmanış)” şarkısını da çok beğenerek dinlerim. Bana psikolojik sağlamlığı çağrıştırıyor.
Her zaman zorlu bir görev olacak
Bazen kaybetmek zorundayım
Buraya ne kadar hızlı geldiğim önemli değil
Bu sadece tırmanış

14. Pozitif Psikoloji denince Türkiye’de akla ilk gelen isim sizsiniz. Uluslararası çalışmalarınız var. Bu konuda bir kitap yazmayı düşünüyor musunuz?

Evet az önce de bahsettiğim gibi şu an bir kitap yazıyorum. Mutluluk ve psikolojik iyi oluş üzerine bir kitap olacak. Bu konuyla ilgili çok kitap var ama farklı bir kitap olması için yoğun çaba harcıyorum. İstiyorum ki okuyucu mutluluğu farklı bir bakış açısından ve bir kez de benden okusun ve dinlesin.

15. İnsanlara iletmek istediğiniz mesajınız nedir?

İyi insan olmayı yaşam amacı olarak düşünmelerini isterim. İyiliğe ve merhamete ihtiyacımız var. İyilik hem muhataplarımızı hem de bizi iyileştiriyor. İnsan daha iyi olmak için ne yapılabilir buna eğilmeli, bunu araştırmalı ve daha iyi olabilmek için çaba göstermelidir diye düşünüyorum.

Prof. Dr. Tayfun Doğan’a, 17 – 19 Eylül 2022 tarihlerinde gerçekleşecek olan 4. Avrasya Pozitif Psikoloji Kongresi öncesi yoğunluğunda vakit ayırdığı bu güzel röportaj için çok teşekkür ederiz.

Seyhan KARAMAN
seyhan.karaman@biakademi.com.tr

Benzer yazılar

Leave a Comment