Mutluluk Hayatı Ustaca Yaşamaktır – Röportaj

Güneşle mesaimiz iyiden iyiye artarken sıcak havalar insanlar üzerindeki olumlu etkisini göstermeye başladı. Yaz mevsiminin tatil çağrışımı da yüzlere yeni gülücükler ekliyor. Mutluluk kavramı, gözle görülür şekilde hissedilir olduğu gibi bilimsel bakış açısıyla derinlemesine bir araştırma alanı da sunuyor. Dünya genelinde, özellikle Kuzey ülkelerde ise durum biraz farklı. Pozitif psikoloji alanında çalışmaları bulunan Üsküdar Üniversitesi Psikoloji Bölüm Başkanı Doç. Dr. Tayfun Doğan ile farklı açılardan mutluluk kavramını konuştuk.

HASTALIK DEĞİL SAĞLIK MODELİ

Pozitif psikoloji, Türkiye için çok yeni bir kavram. Nedir tam olarak?

Sadece Türkiye için değil, dünya için de yeni bir yaklaşım aslında. Pozitif psikoloji, insanların olumlu özelliklerine ve güçlü yönlerine odaklanan bir psikoloji alt dalıdır. İyi yaşamanın bilimidir. Tarihi süreç içerisinde psikoloji bilimi daha çok ruh sağlığı bozukluklarına ve insandaki eksikliklere odaklanmıştır. İnsanların olumlu-güçlü özelliklerini ve potansiyellerini inceleme ise büyük oranda ihmal edilmiştir. Pozitif psikoloji, bireylerin olumsuz, eksik ve sorunlu yönlerinden çok, olumlu özelliklerine, güçlü yanlarına ve erdemlerine odaklanan bir yaklaşımdır. Bu haliyle de geleneksel psikolojinin kullandığı “hastalık modeli”ne karşılık, “sağlık modeli”ni temel alır.

Bu modelin amacı nedir?

Pozitif psikolojinin amacı hayatı yaşanmaya değer kılacak şeyleri araştırmak, insanların olumlu ve güçlü özelliklerini geliştirmek, öznel ve psikolojik iyi oluşu geliştirmeye çalışmak, önleyici işleviyle bireylerin ruhsal sorunlar yaşamalarının önüne geçebilmektir.

Psikolojide mutluluk nasıl açıklanır peki?

Mutluluk özellikle son yıllarda bilimin araştırma konusu haline geldi. Mutlulukla özellikle ilgilenen alan ise pozitif psikoloji. Bu yaklaşıma göre mutluluk, olumlu duyguların sık yaşanması, olumsuz duyguların daha az yaşanması ve yaşamdan doyum alma olarak tanımlanmaktadır. Yani bir kişi yaşamında neşe, sevinç, güven gibi olumlu duyguları daha sık yaşıyorsa öfke, korku, kaygı gibi duyguları daha az yaşıyorsa ve genel olarak yaşamından memnunsa biz onu mutlu olarak değerlendiriyoruz.

DÜNYAYI MUTLU İNSANLAR DEĞİŞTİRECEK

İnsanlar neden mutlu olmak ister? Mutluluk bir zorunluluk mudur?

İnsan mutluluk ve anlam arayışı içindedir. Bir nevi mutluluk insan davranışlarının nihai amacıdır. Mutlu olmak en genel anlamıyla iyi halde olmak ve iyi hissetmektir. Düşünürlere göre, mutluluk sağlığın en üst düzey formudur. Bu da insan için en doğal ihtiyaçtır diyebiliriz. Pozitif psikoloji alanın gelişmesiyle beraber mutluluk ve iyi oluşla ilgili araştırmalar büyük ivme kazanmış ve önemli bulgular edinilmiştir. Araştırma sonuçları göstermiştir ki mutlu bireyler, mutlu olmayanlara göre daha başarılı, özgüveni yüksek, yaratıcı ve üretken ve gelir düzeyi daha yüksek bireylerdir. Kişilerarası ilişkiler bağlamında ise mutlu insanlar sosyal ilişkilerde daha iyi, daha çok arkadaşa sahip, yardımsever, sağlıklı ve evlilikleri daha uzun süreli bireylerdir. Toplumsal açıdan baktığımızda ise mutlu insanlar daha az saldırgandır. Hatta yaptığımız bir araştırmasında, mutluluk ile saldırganlık ve merhamet arasındaki ilişkiyi inceledik. Araştırma sonucuna göre katılımcıların mutluluk düzeyi arttıkça saldırganlık düzeyleri düşmekte. Yine mutluluk düzeyleri arttıkça merhamet düzeylerinin de yükseldiği sonucuna ulaştık. Yani mutluluk hem bireyin kendisi için hem içinde yaşadığı toplum için önemli. Gerek ülkemiz gerekse dünya açısından mutlu insanlara ihtiyacımız var. Dünyayı değiştirirse mutlu insanlar değiştirecektir.

Normal bir hayata sahip kişilerin kitaplar, şarkılar ya da filmler yoluyla kendilerini mutsuz etmelerini nasıl açıklayabiliriz?

Bahsettiğiniz bu ilgiler çok karamsarsa olumsuz etkileri olacaktır. Ancak mutlu olmak yalnızca neşeli olma durumu değildir. Bir karakter halidir ve neşenin yanında derin bir içsel dinginlik, huzur ve yaşam memnuniyeti de mutluluğun temel bileşenlerindendir. Bu yönü itibariyle gün içerisindeki küçük sorunlar, bir müzik dinleme ya da hüzünlü bir film izleme kişiyi mutsuz etmez. Mutlulukta ya da mutsuzlukta asıl belirleyici olanlar bizim karakter ya da alışkanlık haline getirdiğimiz davranışlardır. Yani kişi sürekli kötümserse, umutsuzsa, öfkeliyse, huysuzsa ve insanlarla kronik bir şekilde sorun yaşıyorsa mutsuz olacaktır. Bunun tam tersi umutluysa, öz-saygısı yüksekse, insanlarla derin, doyurucu sağlıklı ilişkiler kurma konusunda deneyimliyse mutlu olacaktır. İbn-i Sina, erdemler, alışkanlık haline geldiğinde saadet ortaya çıkar demiştir. Söylemeye çalıştığım tam olarak bu. Bundan dolayı da mutluluk imkânsız değildir ancak görüldüğü kadar da kolay değildir. Bugünden yarına hemen mutlu olmanız diye bir şey söz konusu değildir. Arayıp bulunacak bir şey de değildir. Mutluluğu ilmek ilmek dokumak ya da inşa etmek durumundayız. Mutlu olmak çok değerli bir kazanımdır. Aslında insani sorumluluğumuzdur ve bir bakıma mutlu olmak yaşamın hakkını vermek, hayatı ustaca yaşamaktır. Mutsuzluk ise yaşama beceriksizliğidir.

DÜŞE KALKA ÖĞRENECEĞİZ

İnsanlar nasıl mutlu olabilir?

Aslında herkes için geçerli bir mutluluk reçetesi yoktur. Birini mutlu eden bir durum başka birisinde aynı etkiyi göstermeyebiliyor. Bu yüzden de herkes kendisini neyin mutlu ettiğini bulmak ve düşe kalka öğrenmek zorundadır. “Sağlıklı bir dilenci, hasta bir kraldan daha mutludur” sözünü hatırlatarak mutluluk için öncelikle sağlıklı bir yaşamımız olması avantaj olacaktır. Bunun için de egzersiz yapma, kaliteli uyku, sağlıklı beslenme, yeterli sevgi görme çok önemli diye düşünüyorum.

Mutluluğun kaynağı nedir?

Mutluluğun kaynakları üç kategoriye ayrılmıştır. Bunlardan ilki genetik faktörlerdir. Genetik faktörler mutluluğumuzu yaklaşık yüzde 50 oranında belirler. İkinci kategori yaşam şartlarıdır. Yaşam şartları mutluluğumuzda yüzde 10 belirleyicidir. Üçüncü kategori ise amaçlı etkinlikler olarak adlandırılmaktadır. Bu kapsamda, öz-saygı, öz-anlayış, yardımseverlik, iyimserlik, umutlu olma, affedicilik, sosyal destek gibi değişkenler bulunmaktadır. Bu değişkenlerin hepsi öğrenilebilir ve geliştirilebilir psikolojik özelliklerdir. Dolayısıyla mutluluğun hatırı sayılır bir kısmı doğrudan bizimle ilişkilidir diyebiliriz.

Anlaşıldığı kadarıyla mutlulukla ilgili oldukça fazla araştırma var. Bu konuda kötümser olmamızı gerektirecek bir şeyler var mı?

“Hedonik adaptasyon” mutluluk konusunda bir sorunu temsil eder. Başlangıçta bizi mutlu eden şeylerin bir süre sonra etkisini yitirmesi, onlara alışmamız durumuna verilen isimdir. Bunun panzehiri ise hayatımızdaki olumlu şeyleri kendimize hatırlatmamız ve şükran duymadır. Mutluluğun önündeki bir başka engel de, mutluluğun uzun süreli bir özellik olmasıdır. Yani kişiliğimizle bağlantılı olarak kolay değişmez. Çocukluk döneminde mutlu olan kişilerin ilerleyen yaşlarında da mutlu olduklarına yönelik bulgular var. Son kötü haberse Sigmund Freud’dan. Freud’a göre, insan tabiatı çoğunlukla kötüdür, vahşidir, yontulmamıştır. Toplum onu ehlileştirmeye, uygarlaştırmaya ve inceltmeye çalışmaktadır. Uygarlık ne kadar yükselirse baskı ve nevroz da o kadar artar ve insan mutsuz olur demektedir.

Farklı milletlerin mutluluk algıları farklı mıdır? Ortak bir mutluluk anlayışından söz edilebilir mi?

Evet, mutluluk zihinsel ve duygusal olarak tüm insanlar için ortak bir durumdur. Yani tanımlamalarda farklılıklar olsa bile tüm toplumlar ve bireyler mutluluğun ne olduğunu bilir. Yeni yapılan bir uluslararası mutluluk araştırmasında 156 ülkeye bakılmış. Buna göre Finlandiya en mutlu ülke olurken Danimarka, Norveç, İzlanda, Hollanda, İsviçre, İsveç, Yeni Zelanda, Kanada, Avustralya bu ülkeyi takip etmiş. En mutsuz ülkeler ise Güney Sudan, Orta Afrika Cumhuriyeti, Afganistan, Tanzanya, Ruanda ve Suriye gibi savaşın hüküm sürdüğü ülkeler olmuş.

Türkiye ne durumda?

Türkiye ise bu araştırmada 156 ülke arasında 79. sırada yer almıştır. Orta düzeyde mutlu bir ülke olarak görünmekte. Başka bağımsız araştırmalarda da ülkemizin durumu üç aşağı beş yukarı bu şekilde. Bu durumda söz konusu mutluluk düzeyi yüksek ülkelerle ilgili raporlar hazırlanmalı, mutluluk sebepleri ayrıntılı olarak incelenmeli ve ülkemiz için mutluluğu artırma yönünde planlar ve projeler geliştirilmelidir. Geçen yıl bu ülkelerden Danimarka’ya bir aylık bir seyahatte bulundum ve bu insanların mutluluğunu yerinde görmek istedim. Orada bulunan Mutluluk Araştırmaları Enstitüsü’nü ziyaret ettim ve pek çok güzel bilgiyle döndüm.

Bu gezinizde neler gözlemlediniz? Kısaca bahsetmeniz mümkün mü?

Öncelikle Danimarka ekonomik sıkıntıları olmayan bir ülke. Bu eğitim, sağlık, iş ve gelecek güvencesi anlamında vatandaşlarına büyük avantajlar sağlıyor. Bunun dışında insanların birbirine güven oranı yüzde 70’lerde. Güven duygusu doğal olarak mutluluğu getiriyor. Ayrıca pek çok konuda fırsat eşitliğinin olması, Danimarkalıların çok rekabetçi insanlar olmamaları, dayanışma ve başkalarına saygının yüksek düzeyde oluşu, iş yaşam dengesi ve tüm ülkede yeşil alanların fazla olması gibi pek çok değişken bu ülkenin mutlu olmasına katkı sağlamış. Hatta bize göre olumsuz iklim koşullarına sahip olmalarına rağmen mutlular. Yıl içinde güneşli gün sayısı çok az ve soğuk bir ülke.

https://www.yenisafak.com/hayat/mutluluk-hayatiustaca-yasamaktir-3494034

4.362 views

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir