Freud mutluluk hakkında ne düşünüyordu?

Sigmund Freud, psikoloji alanının en etkili ve en çok tartışılan kişilerindendir. İnsan psikolojisine ilişkin pek çok farklı konudaki saptamaları, tüm dünyada büyük yankı uyandırmıştır. Özellikle insan doğasına bakışı ve insanı güdüleyen şeylerin neler olduğu konusundaki görüşleri, o zamana kadarki görüşlerden oldukça farklıydı.

Freud’un cinsellikten, insanın yıkıcılığına ve saldırganlığına, anne-baba çocuk ilişkisinden, ahlakın gelişimine ve dini inançların insan yaşamındaki yerine kadar ele alıp görüş bildirdiği onlarca konu vardır. Elbette, insan yaşamındaki en önemli konulardan birisi olan mutluluk hakkında da söyleyeceği çok şey vardı. Freud, mutlulukla ilişkili görüşlerine büyük oranda “Uygarlık ve Hoşnutsuzlukları” adlı kitabında yer vermiştir. Mutluluğu da daha çok haz (zevk) odaklı bir bakış açısıyla ele almıştır. Yani Freud’un bahsettiği mutluluk, hedonik mutluluktur; erdemlere, anlamlı ve iyi bir yaşam sürmeye dayalı eudaimonik mutluluk değildir. Freud’un mutluluk anlayışı bizim TDK sözlüğündeki tanıma benziyor. TDK’ya göre mutluluk, “bütün özlemlere eksiksiz ve sürekli olarak ulaşılmaktan duyulan kıvanç durumu…” şeklinde tanımlanıyor.

Freud Viyana’da ofisinde çalışırken

Freud mutluluğu, bir yanda acı ve haz yoksunluğunun olmaması; diğer yanda ise hazza ilişkin güçlü duyguları yaşama olarak nitelendirmiştir. O’na göre mutluluk, en dar anlamıyla zevk (haz) hissidir ve mutluluk dediğimiz şey ileri derecede engellenmiş ihtiyaçların doyurulmasından gelir. Freud’un mutluluk konusundaki görüşleri biraz kötümserdir. Çünkü kendisi insanı çoğunlukla vahşi, yontulmamış ve ilkel bir varlık olarak görmektedir. İnsanın mutsuzluğunun sebebini de, medenileşmeye çalışmasıyla açıklamıştır. Yani O’na göre, insan medenileşerek doğasına uygun davranışlardan uzaklaşmakta ve bu da nevroza ve mutsuzluğa neden olmaktadır. Adı geçen kitabında bu konuyla ilgili olarak; “Uygarlığın talep ettiği, cinsellik ve saldırganlık dürtülerinden vazgeçme işinin bedeli çok ağır oldu. Sonuç hayal kırıklığı, anksiyete ve suçluluk. Uygarlaşmak için ödediğimiz bedel mutluluğu kaybetmektir. Uygar insan olası mutluluğunu bir miktar güvenlikle takas etmiştir” demiştir.

Freud’a göre, mutlu olmaları mümkün olmamasına rağmen insanların bunun için çabalaması insanlığın çıkmazıdır. Kendisi bu konuda,“İnsanlar mutlu olamazlar, ancak sonuna kadar mutluluk için mücadele edeceklerdir. Bu hem trajik hem de asil. İnsanlar kadere pasif olarak boyun eğmeyi reddediyorlar. Zevk acıdan daha iyidir ve mutluluğumuz en üst düzeye çıkarmaya çalışmamamız için bir neden yoktur. Tüm acıları gideremesek de, bazılarını izale edebilir ve bazılarını da hafifletebiliriz” demiştir.

Kendisi de kokain bağımlısı olan Freud, kimyasal madde kullanarak mutlu olmaya çalışmayı ise önermemektedir. Bu konuda, “En kaba, ama aynı zamanda acıdan kaçınmanın en etkili yolu kimyasal kullanmaktır, ancak bunun da dezavantajları var. Kullanıcının gerçeğin baskısından kurtulmasına yardımcı olan maddeler, tehlikeli derecede çekici ve potansiyel olarak zararlıdır ve çok daha iyi bir şekilde kullanılabilecek enerjinin israfına neden olur” demektedir.

Freud’un hastalarını tedavi ettiği meşhur divanı

Medeniyetin ve toplumun baskısından kurtulmak amaçlı olarak münzevi bir yaşam sürmeyi ve bireyin kendisini toplumdan yalıtmasını da doğru bulmamaktadır. Bu konuda doğru olanın topluluk içinde kalmak ve diğer insanların iyiliği için mücadele etmek olduğunu belirtmektedir. “Gönüllü yalıtım münzevilerin stratejisidir. Bu şekilde sükûnete dayalı bir mutluluk güvence altına alınabilir ancak bu aynı zamanda yenilginin de kabulüdür. Korkunç dış dünyaya karşı insan kendini ancak bir şekilde ondan uzaklaşarak savunabilir. Aynı şey, doğunun bilgeliği tarafından önerilen ve yoga yoluyla uygulanan içgüdüleri öldürmek için de geçerlidir. Eğer kişi bunda başarılı olursa, tüm yaşamsal faaliyetlerinden vazgeçmiş, hayatını feda etmiş ve yalnızca sükûnetin getirdiği mutluluğu elde etmiş olur. Bir topluluğun üyesi olmak ve diğerlerinin iyiliği için çalışıyor olmak ise daha iyi bir yoldur”

Freud, mutlu olma yolunda dini inançları ise bir nevroz ve kitlesel sanrılar olarak nitelendirmektedir. Dini inançları sayesinde bireylerin, gerçeği sanrılı bir şekilde yeniden şekillendirerek acıdan kaçınmaya ve mutlu olmaya çalıştıklarını ifade etmektedir.

Benzer şekilde, sanatla uğraşmanın da hafif bir narkoz etkisi ve keyif ortaya çıkarsa da geçici bir zevk sağladığını ve dünyayı hayal etme, yanılsama ve fantezi yoluyla algılamaya yönelik pek çok girişimden biri olduğu olduğunu belirtmektedir.

Freud, kızı Anna Freud’la birlikte

Aşk ve sevgi konusuna da değinen Freud, sevme ve sevilmenin hepimiz için doğal olduğunu ve özellikle erotik aşkın tüm mutluluk prototipleri içerisinde en yoğun ve baskın duygu olduğunu,  hatta belki de mutluluk hedefine diğer yöntemlerden daha yakın olduğunu ifade etmektedir. Bununla birlikte, aşk ve sevgi yoluyla mutluluk aramanın dezavantajları olduğunu da ifade etmektedir. “Biz hiçbir zaman sevdiğimiz zamanki kadar acıya karşı savunmasız değiliz ve hiçbir zaman sevdiğimiz nesneyi ya da onun sevgisini kaybettiğimiz zamanki kadar çaresizce mutsuz değiliz. Psikanalizin enerjisinin çoğu, birçok tehdite rağmen sevgiyi sürdürmenin karmaşıklıklarını anlamaya çalışmak için ayrılmıştır.”

Freud, insanın yaratılış planında mutluluğun olmadığını ve bireyin gerçek anlamda mutlu olamayacağını ifade etse de, her bireyin psişik olarak farklı olduğunu ve doğal olarak her birey için zevk almanın farklı yolları olacağını belirtmektedir. Mutluluk konusundaki tüm umutsuz ve karamsar görüşlerine rağmen, mutlu olmak için sevgi dolu ilişkileri ve çalışmayı-üretmeyi önermektedir. “Yaratıcı ve üretken bir çalışmayı tavsiye ederim. Çalışma yüceltmeyi ve libidonun yer değiştirmesini içerir. Özgürce seçilen bir mesleki faaliyet, özel bir memnuniyet kaynağı olabilir. Hayatın yönetilmesi için başka hiçbir teknik, bireyi gerçeğe bu kadar sıkı bir şekilde bağlamaz. Ben özellikle psişik ve entelektüel işleri severim.”

Özetleyecek olursak Freud şunları söylemektedir;

– Mutluluk, en dar anlamıyla zevk (haz) hissidir ve mutluluk dediğimiz şey ileri derecede engellenmiş ihtiyaçların doyurulmasından gelir.

-İnsanlar gerçek anlamda mutlu olamazlar ancak yine de mutlu olmak ve öyle kalmak için sonuna kadar mücadele edeceklerdir.

-İnsanın mutluluk mücadelesi başarısızlığa mahkumdur çünkü insan doyumsuzdur.

– Zevk (haz) acıdan daha iyidir ve mutluluğumuzu en üst düzeye çıkarmaya çalışmamızın kötü bir yanı yoktur. Tüm acıları gideremesek de, bazılarını izale edebilir ve bazılarını da hafifletebiliriz.

– Tatmin edici sevgi ilişkileri ve yaratıcılıkla üretkenliğin olduğu bir çalışma yaşamı, mutluluğu arayan kişi için en değerli kaynaklardır.

-Kimyasal maddeler (uyuşturucu, ilaç vs.) kullanmak acıdan kaçınmaya yardımcı olabilir ancak dezavantajları vardır.

-Toplumdan uzaklaşarak mutlu olmaya çalışmak, sükûnete dayalı bir mutluluk getirebilir ama bu yenilginin kabulü ve pek çok yaşamsal faaliyetten vazgeçme anlamına gelmektedir.

-Din ve sanat bir yanılsama ve fantezi dünyasına kaçıştır. Acıyı azaltmaya yardımcı olur ve geçici bir haz oluşturabilir.

Kaynaklar

Tomasson, T. C. (2011). How to be happy: A virtual conversation with Sigmund Freud. Arizona Counseling Journal, 27, 26-31.

Freud, S. (1930). Uygarlık ve Hoşnutsuzlukları (Çev. Aziz Yardımlı). İdea Yayınları, İstanbul.

Dr. Tayfun Doğan

Psikolojik Danışman

23.05.2019

Üsküdar

4.697 views

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir