Duygusal Zekâ Neden Önemlidir?

Duygusal zekâ kavramını mutlaka duymuşsunuzdur. Psikoloji alanında özellikle 90’ların popüler konusuydu. Bugün her ne kadar gündemden düşmüş olsa da yine de önemli bir konu olduğunu düşünüyorum. Zaten sosyal bilimlerde nadiren yeni kavramlar üretilir. Çoğunlukla var olan kavramlar farklı şekillerde ifade edilerek yeni bir kavram gibi sunulur. Duygusal zekâ da bu anlamda yeni şişedeki eski şarap gibidir.

Zekâ konusu psikoloji biliminin ilk zamanlarından itibaren ele alınmış ve üzerine çok fazla görüş bildirilmiş bir konudur. Halen de güncelliğini yitirmemiştir. Zekâ ile ilgili araştırmalarda önceleri büyük oranda akademik zeka üzerinde durulmuş ancak ilerleyen süreçte zeka çok boyutlu olarak değerlendirilmiş ve sosyal zeka gibi kavramlardan da bahsedilmiştir. Özellikle 1920 yılında Thorndike “sosyal zekâ” kavramını ileri sürmüştür. Ona göre sosyal zekâ, insanları anlama ve insan ilişkilerinde ustaca davranma becerisidir. Sosyal zekâ tanımlanmıştır ancak ölçülmesi ve akademik zekâdan ayrı ve bağımsız bir zeka türü olup olmadığı sürekli tartışılmıştır. Bundan dolayı da her 25-30 yılda bir tekrar gündeme gelmiş, farklı bilim insanları tarafından incelenmiştir. 1990 yılında ise sosyal zekâya ek olarak bir de “duygusal zekâ” kavramından bahsedilmeye başlanmıştır. Bu konuda araştırmalar yapan Peter Salovey ve John Mayer, duygusal zekâyı “Kişinin, kendisinin ve diğerlerinin hislerini ve duygularını izleme, bunlar arasında ayırım yapma ve bu bilgiyi düşünce ve eylemlerinde kullanma becerisini içeren sosyal zekânın bir alt kümesidir” şeklinde ifade etmişlerdir.

Duygusal zekâ kavramının popüler olması ise 1995 yılında, Daniel Goleman tarafından yazılan “Duygusal Zeka Neden IQ’dan Daha Önemlidir?” adlı kitapla gerçekleşmiştir. Aradan 25 yıla yakın bir süre geçmiş olmasına rağmen bence hala psikoloji alanındaki en iyi kitaplardan birisidir. Hala elimin altında bulundururum ve derslerimde okumaları için öğrencilerime öneririm. O dönemde duygusal zekâ o kadar popüler olmuştur ki, Time dergisinde kapak konusu yapılmıştır.

Goleman’a göre duygusal zeka çok boyutlu bir kavramdır ve kendini harekete geçirebilme, aksiliklere rağmen yoluna devam edebilme, dürtülerini kontrol ederek tatmini erteleyebilme, ruh halini düzenleyebilme, sıkıntıların düşünmeyi engellemesine izin vermeme, empatik ve umutlu olabilme, duygusal zekanın bileşenleridir. Sanırım bu özelliklere sahip birisinin sırtı yere gelmez ve yaşamın pek çok alanında da fazlasıyla başarılı olur. Bu beceriler, hayat yolculuğunun doğal sıkıntılarına karşı müthiş kaynaklar olarak nitelendirilebilir.

Duygusal zekâ neden bu kadar önemlidir?

Duygusal zekâ, insanın olumlu ve olumsuz tüm davranışlarıyla yakından ilişkilidir. Aslında psikoloji literatüründe duygusal zekânın bir zeka türü olup olmadığı ile ilgili de tartışmalar vardır. Ancak sorun bu değil aslında. Yukarıda saydığımız özelliklere sahip olup olmamanın pek çok yaşam alanımızı doğrudan etkileyeceğini bilmek için dahi olmaya gerek yok sanırım.

Konu ile ilgili yapılan araştırmalar, duygusal zekânın, mutluluk, yaşam kalitesi, evlilik doyumu, iş tatmini, kaliteli sosyal ilişkiler, fiziksel ve psikolojik sağlıkla pozitif yönde ilişkili olduğunu ortaya koymuştur. Yine araştırmalar, duygusal zekânın, depresyon, kaygı, saldırganlık, yalnızlık, umutsuzluk, stres ve anti-sosyal davranışlar gibi durumlarla ise negatif yönde ilişkili olduğunu ortaya koymuştur. Tüm bunlar duygusal zekânın neden bu kadar önemli olduğunu anlamamıza yardımcı olacak niteliktedir diye düşünüyorum.

Duygusal zekâsı yüksek bireyler;

-olumlu duyguları daha fazla yaşıyorlar ve daha mutlular.

-daha kaliteli ve doyurucu ilişkiler yaşıyorlar.

-stresle ve yaşamın gündelik sıkıntılarıyla daha iyi baş edebiliyorlar.

-alkol, uyuşturucu ve farklı türdeki bağımlılıklara daha az maruz kalıyorlar.

-depresyon ve anksiyete bozukluklarını daha az yaşıyorlar.

-fiziksel sağlık konusunda daha iyi durumdalar.

-sağlıklı yaşam davranışlarını daha fazla gösteriyorlar.

-iş ve evlilik yaşamında daha fazla doyum alıyorlar.

-daha az saldırganlık ve anti-sosyal davranışlar sergiliyorlar.

-daha az yalnızlık ve umutsuzluk yaşıyorlar.

Duygusal Zekâ Modelleri

Duygusal zekânın önemli olduğu konusunda şüphe yok ancak bu kavramın bileşenlerinin ne olduğu ile ilgili farklı görüşler mevcuttur. Aslında bu kavram bir yetenekler kümesidir ve kümeyi nelerin oluşturduğunu farklı bilim insanları farklı şekillerde ele almıştır. Burada iki farklı duygusal zekâ modelinden bahsetmek istiyorum.

Bar-On’un Duygusal Zeka Modeli

Bar-On’un duygusal zeka modeli beş boyuttan oluşmaktadır. Ayrıca bu beş boyutu oluşturan yetenekler de söz konusudur.

1. Kişisel beceriler: Öz-saygı, duygusal farkındalık, kendini ifade edebilme, özerklik, kendini gerçekleştirme

2. Kişilerarası beceriler: Empati, sosyal sorumluluk, kişilerarası ilişkiler

3. Uyumluluk: Problem çözme, esneklik, uyum

4. Stres yönetimi: Strese tolerans, dürtü kontrolü

5. Genel ruh hali: Mutluluk, iyimserlik

Goleman’ın Duygusal Zeka Modeli

1. Kişinin kendi duygularının farkında olması: Herhangi bir duyguyu yaşarken onu tanımlayabilme ve anlayabilme.

2. Kişinin duygularını yönetebilmesi: Duygularını ve tepkilerini uygun bir şekilde yönetebilme, olumsuz duygularla başa çıkabilme, zevki ve tatmini erteleyebilme.

3. Kişinin kendisini motive edebilmesi: Bir amaç doğrultusunda kendisini güdüleyebilme, engeller çıktığında yılmama ve yoluna devam etme.

4. Empati: Başkalarının duygularını anlama ve kendini onların yerine koyabilme.

5. Sosyal beceriler: Diğer insanlarla etkili ve ustaca ilişkiler kurabilme.

Duygusal Zeka İle İlgili Bazı Öneriler

Duygusal zeka konusu gündeme geldiği andan itibaren üzerinde binlerce araştırma yapılmıştır. Sayısız teze ve makaleye konu olmuştur. Ancak psikolojinin diğer alanlarında da olduğu gibi bu çalışmaların büyük çoğunluğu ilişkisel (korelasyonel) araştırmalardır. Duygusal zekânın kalıcı bir şekilde nasıl artırılacağı ile ilgili ise çok daha az araştırma vardır. Yine terapi ortamında duygusal zekanın nasıl yükseltilebileceği ile ilgili de yeterli araştırma yoktur. Konunun bu boyutuna biraz daha fazla eğilmeli ve deneysel çalışmalar yapılmalıdır.

Bir diğer meselede duygusal zekâ ile ilgili aileleri bilinçlendirme konusudur. Ailenin çocuğa yaklaşımı duygusal zekâsının gelişmesi açısından hayati öneme sahiptir. Bu konuda hangi davranışların duygusal zekâyı olumsuz etkileyeceği, hangilerinin geliştireceği konusunda hem araştırmalar hem bilgilendirmeler yapılmalıdır. Güçlü, kararlı, umutlu ve azimli, yani duygusal zekâsı yüksek bireyler yetiştirebilmek için bu durum çok önemlidir.

Okullarda özellikle, psikolojik danışman arkadaşların, öğrencilerin duygusal zekalarını geliştirme konusunda yetkin duruma getirilmeleri de önemli diye düşünüyorum. Psikolojik danışma hizmetlerinin temel amaçlarından birisinin öğrencilerin kişilik ve karakter gelişimlerine katkı sağlamak olduğu göz önüne alınırsa, duygusal zekayı geliştirmek için yapılacak etkinliklerin ne derece önemli olacağı anlaşılabilir.

Duygusal zekânız yüksek olsun 😉

Tayfun Doğan

23.02.2019

Ümraniye/İstanbul

7.434 views

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir