Mutluluğun Merhamet ve Saldırganlıkla İlişkisi

Merhamet, hava gibi su gibi muhtaç olduğumuz bir iksir / Baş aşağı bir cemiyeti baş yukarı edebilecek bir kudret Necip Fazıl

Son zamanlarda toplumda saldırganlığın ciddi oranda arttığına hepimiz şahit oluyoruz. Hem de her türüne… Yani sosyal medyada, trafikte, çarşı-pazarda, aklınıza gelebilecek her ortamda saldırganlık davranışlarından bir artış görülüyor. Bu saldırganlık sadece insanın insana saldırganlığı şeklinde de değil. Hayvanlara karşı da yüreklerimizin kaldıramayacağı derecede bir şiddet ve saldırganlık söz konusudur. Buna karşın merhamet davranışları ise istenilen düzeyde değil gibi.

Bir süredir üzerinde düşündüğüm bu konu ile ilgili bir şeyler yazmak istedim. Psikoloji alanında, saldırganlık konusuyla ciddi şekilde ilgilenilmiş ve saldırganlığı çeşitli boyutlarıyla ele alan sayısız araştırma yapılmıştır. Ancak yakın zamana kadar merhamet konusuyla neredeyse hiç ilgilenilmemiştir. Merhamet konusu, daha çok felsefe ve ilahiyatın ilgi alanında olmuştur ve erdemler başlığı altında ele alınmıştır. Bu alanlarda da merhametle ilgili önemli bir bilgi birikiminden söz edebiliriz. Ancak merhametle ilgili yapılan bu çalışmalar, araştırma odaklı ya da ölçmeye ve değerlendirmeye yönelik değildir. Bunun yerine daha çok filozofların ya da din adamlarının görüşlerini bildirmeleri şeklinde bir durum söz konusudur. Psikoloji bilimi ise, son dönemde özellikle pozitif psikoloji akımının ortaya çıkmasıyla birlikte merhamet psikolojisi gibi konuları, bilimsel esaslara dayalı olarak incelemeye başlamıştır. Nöropsikoloji araştırmalarının da merhamet kavramını anlamamıza önemli katkıları olduğunu söyleyebiliriz.

Psikoloji bilimi merhamet konusuyla doğrudan çok fazla ilgilenmemiştir ancak empati konusunda önemli çalışmalar ortaya koymuştur. Empati kavramı da merhametin bir alt boyutu ya da bileşeni olarak değerlendirilmektedir. Bir de özgecilik (alturizm) kavramıyla ilgili yapılan araştırmalar da aslında merhamet kavramıyla yakından ilişkilidir. Sadece merhamet kavramının kristalize edilmiş bir şekilde, net olarak tanımlanıp ele alınması işinde biraz gecikilmiştir diyebiliriz.

Bu yazımızda, merhamet kavramının ne olduğunu tanımladıktan sonra pek çok soruya cevap vermeye çalışacağım.

Merhamet nedir?

Merhamet, insanların sıkıntılı zamanlarında onları desteklemeye yönelik duygu, düşünce ve davranışlardır. Bir başka ifadeyle merhamet, başkalarının acılarını, dertlerini, talihsizliklerini, yetersizliklerini, sıkıntılarını ve güçsüzlüklerini anlama ve hafifletme olarak da tanımlanabilir.

Bazı  tanımlarda “acıma” ifadesi de kullanılmaktadır. Ancak acıma merhametten biraz daha farklı bir kavramdır. Acımada bir kibir durumu ve üstten bakış söz konusudur. Acıma karşı tarafta bir eziklik ya da üzüntü duygusu yaratabilir. Kimse başka birisinin kendisine acımasından hoşlanmaz. Ancak merhamet de daha çok ilgi ve saygı söz konusudur.

Daha önce yazdığım yazılar da öz-saygı, öz-güven, öz-anlayış ve özgün olma gibi kavramlara değinmiştim. Bu kavramlar daha çok özümüze yani kendimize odaklı kavramlardır. Merhamet ise daha çok dışarıya başkasına yönelik bir kavramdır. Yani başkası odaklı olma söz konusudur. Bu özelliği itibariyle de özgecilik ve diğerkamlık kavramlarıyla çok yakından ilişkilidir.

Merhamet bir duygu mudur?

Merhametin duygusal bir yönü var mutlaka. Yani bir duygu olarak nitelendirmek yanlış olmaz. Ancak eylemsel boyutunu da göz ardı etmemek lazımdır. Sadece karşı tarafı anlamaya, onun acısını ya da sıkıntısını hissetmeye yönelik bir davranış merhamet açısından eksiktir. Merhamet bundan biraz daha fazla bir şeydir. Eylemsel yönü de vardır. Merhamet konusunda önde gelen araştırmacılardan Paul Gilbert de merhameti, acıyı anlama, giderme isteği ve bunun için eylemde bulunma olarak tanımlamıştır.

Merhametli bireyi nitelendirmek için vicdanlı, rakik, şefkatli, duyarlı, empatik ve iyi kalpli gibi ifadeler sıklıkla kullanılır. Merhamet eksikliği görülen ya da merhametsiz olarak nitelendirilen kişiler için ise, acımasız, duyarsız, ilgisiz, katı yürekli, insafsız ve zalim gibi kavramlar kullanılmaktadır. Ayrıca merhamet yönünden zayıf kişilerde bencillik ve kıskançlık duyguları daha yoğun yaşanabilmektedir.

Merhametli bireyler, iletişim kurması daha kolay olan, iyi ve naif kimselerdir. Çevresine mümkün olduğunca zarar vermemeye çalışır. İlişkide bulunduğu insanları koruyucu ve kollayıcı bir yapıları vardır. Merhamet konusu ile ilgili okumalar yapıp, üzerinde düşünürken fark ettim ki, kendime arkadaş olarak seçtiğim kişilerin neredeyse tamamı merhametli olarak nitelendirebileceğim kimselerden oluşmuş. Şahsen, insan seçerken, yani iş için çalışan alınacakken, yönetici seçerken ya da evlenilecek kişiyi seçerken de merhametli olup olmadığına bakmak ilk kriterlerden olmalıdır diye düşünüyorum. Nitekim evlenmek istiyorum ama doğru kişi mi bilemiyorum, ne yapmalıyım diye soran kişilere, merhametli mi, kendisinden aşağıdaki insanlara, çocuklara, hayvanlara ve kendisine hizmet eden insanlara (garson vs.) nasıl davranıyor onlara bakabilirsin diyorum. Merhamet iyi, erdemli, kendini gerçekleştiren, kamil bir insan olmanın önemli bir koşuludur.

Merhametin Ölçülmesi

Psikoloji alanında nicel (ölçmeye dayalı, istatistiksel) araştırmalar yapabilmek için belli kriterleri karşılayan geçerli ve güvenilir ölçme araçlarına ihtiyaç duyulmaktadır. Bu konuda Prof. Dr. Mehmet Engin Deniz ve Dr. Seher Akdeniz tarafından Türkçeye uyarlanan Merhamet Ölçeği, konu ile ilgili ülkemizde yapılan araştırmalarda kullanılmaktadır. Ayrıca Dr. Özgür Demirci Seyrek ve arkadaşları tarafından geliştirilen “Duyarlık Ölçeği” de merhamet araştırmalarında kullanılabilmektedir. İnanıyorum ki, ilerleyen süreçte başka merhamet ölçekleri de literatüre kazandırılacaktır.

Merhamet Ruh Sağlığı İlişkisi

Merhamet, daha çok başkası odaklı bir kavramdır. Ancak merhametli kişinin kendisine de önemli katkıları söz konusudur. Merhametli kişi gerçekleştirdiği olumlu davranışlar sonucu kendisini iyi hisseder ve öz-saygısı artar. Bunun dışında araştırmalar, merhametin öfke ve depresyonla negatif ilişkili olduğunu ve stresi azalttığını ortaya koymuştur.

Bir yüksek lisans öğrencimle (Bahar Erdoğan) yaptığımız tez çalışmasında, mutluluk kavramının merhamet ve saldırganlıkla ilişkisini araştırmıştık. Araştırmanın çalışma grubunu 345 yetişkin oluşturmaktaydı. Araştırma sonucunu kısaca söyleyecek olursak, mutlulukla merhamet kavramı arasında pozitif yönde, saldırganlıkla ise negatif yönde anlamlı ilişkiler bulunmuştur. Bir başka deyişle, bireylerin mutluluk düzeyleri yükseldikçe, merhamet düzeylerinin de yükseldiği görülmüştür. Yine katılımcıların mutluluk düzeyi düştükçe saldırganlık düzeylerinin yükseldiği şeklinde bulgular elde edilmiştir. Bu sonuçların çok önemli olduğunu düşünüyorum çünkü merhamet ve saldırganlık davranışlarının neden yaygınlaştığı konusunda bize önemli ipuçları verebilir.

Araştırmada önemli bir bulgu da, kadınların merhamet düzeylerinin erkeklerden yüksek olduğu şeklindeki bulguydu. Bu ve diğer bulguların alanyazındaki başka araştırmalarla da paralel bulgular olduğu görülmektedir. Bu arada merhametin karşıtı değildir, bir ruh sağlığı bozukluğudur ancak psikopatların da çoğu erkektir.

Şunu da belirtmem gerekir ki, merhamet kavramı, başkası odaklıdır dedim ama merhametin kendimize dönük bir tarafı da vardır. Bu da öz-merhamet ya da öz-anlayış kavramlarıyla ifade edilmektedir. Bu konuyla ilgili de daha önce bir yazı yazmıştım.

Merhamet doğuştan mıdır?

Merhamet doğuştan mıdır yoksa öğrenilmiş bir davranış mıdır? Cevap verilmesi zor bir soru, çünkü hem öğrenmenin hem genetik özelliklerimizin merhametle ilişkisi olduğuna yönelik araştırma sonuçları var. Bazı filozoflar çocuklarda merhametin olmadığını ifade etmişler ancak son yapılan araştırmalar, bize bunun doğru olmadığını gösteriyor. Dr. Richard Davidson,3 bebeklerin doğuştan gelen temel iyilik duygusuyla doğduklarını ifade etmektedir. Başka araştırmacılar da bebeklerde iyilik duygusunun ağırlıklı olduğunu ancak hem iyilik hem de bencillik davranışlarına yönelik potansiyellerinin olduğunu ve çevre şartlarının hangisini beslediğine göre merhametli ya da saldırgan olabildiklerini belirtiyorlar. Bu konuyla ilgili makalenin sonuna bir video bağlantısı koyacağım, izlemenizi tavsiye ederim.4 Ailenin merhamet davranışları ile ilgili model olması ve çocuğuna merhamet eğitimi vermesi ileride onun merhametli olup olmamasında önemli bir belirleyicidir. Toplumumuzda, özellikle hayvanlara karşı şiddet uygulama, çok yaygındır. İlk yaşlarından itibaren buna şahit olan çocuklar, bunu normal olarak kabul edebiliyorlar. Bu konuyla ilgili çok önemli araştırmalara ihtiyacımız var. Benim bu konuda kişisel gözlemlerim maalesef çok kötü. Aklıma gelen bizzat şahit olduğum bazı olaylar içimi acıtıyor.

İşin biyolojik yönüne yönelik olarak bir başka kanıt da, özgeci davranışlarda bulunanların beyinlerindeki amigdalanın daha büyük olduğu, buna karşın psikopatların amigdalalarının daha küçük olduğuna yönelik bulgulardır. Amigdala duygularla ilgili bir beyin bölümüdür.

Varlığımızın Devamı İçin Merhamet

National Geographic Ocak 2018 sayısında, merhametin de, diğer pek çok olumlu davranış gibi hayatta kalıp varlığımızı devam ettirebilmemiz için şart olduğu ifade edilmektedir. Ancak, kaynakları kullanmak için mücadele ve rekabetin de zorunlu olduğu dolayısıyla ilk dönemlerde insanların kendi gruplarındakilere merhametliyken, diğer gruplara karşı acımasız ve saldırgan oldukları belirtilmektedir. Günümüz açısından baktığımızda da zaten, kendimize benzeyen kişilere daha merhametli olma eğilimimiz olduğunu görebiliyoruz. Yani düşünce olarak, kimlik olarak ya da akrabalık açısından yakınlığımız olan kişilere karşı merhamet davranışlarını daha sık gösteriyoruz.

Şükrü Hatun bu konuyla ilgili olarak şunları demektedir:

“Merhamet, canlıların canlılıklarını sürdürmeleri için insanın bütün canlılara duyduğu bir sorumluluk, katkı, bir arada yaşama duygusu olarak anlamlıdır. Ben yaşıyorum, yaşayabiliyorum; diğer insanlar, canlılar da yaşasın duygusu ile yardım etme isteği duymaktır merhamet. Bu yüzden de cömertlik ve “diğergam” lık ile de kardeştir.  Merhametliler, insanın özüne derin bir hürmet duyanlardır aynı zamanda. Merhamet aynı zamanda şiddet karşıtı olmayı, incitmekten uzak durmayı da gerektirir. Yani yalnızca yaptıkları ile değil yapmadıkları ile de merhametli olur insan. Kimler merhametli değildir (ya da olamaz) diye düşündüğümüzde katılar, benciller  ve kıskançlar olamaz diyebiliriz  hemen.  Katılar bir tür duygusuzluk ve dünyaya kendine göre yön verme ile malul olduğu için, benciller ve kıskançlar verme mutluluğunu bilmedikleri için merhametli olamazlar.”

Merhamet davranışlarını göstermekten neden kaçınıyoruz?

Merhamet davranışları göstermeyen herkes kötü ya da zalim değildir. İnsanların önemli bir kısmı karşıdakinin acısını anlıyor ve hissedebiliyor ancak onu giderme ya da hafifletme konusunda bir adım atmayabiliyor. Bunun sebeplerini birkaç açıdan ele alabiliriz.

Bunlardan ilki, kişinin kendisine uzak olan, tanımadığı kişilere karşı daha az sorumluluk hissetmesi olabilir. Yani merhamet etmek bana düşmez diye düşünebiliyorlar. Bunun dışında acı çeken kişinin merhameti hak edip etmediği de önemli bir durum. Eğer insanlar, acı çeken ya da sıkıntı içerisinde olan kişinin bunu hak ettiğini düşünüyorlarsa, merhamet davranışı göstermekten kaçınabiliyorlar. Bir başka önemli neden ise, nasıl olsa birileri yardım eder düşüncesidir. Toplumun kalabalıklaşması buna neden olmuştur diyebiliriz. Son neden ise, bazı durumlarda acı çeken kişiye merhamet göstermenin kişinin kendisine bir zarar verebileceği korkusu olabilir. Sokakta şiddet gören bir kişiye, pek çok kişi üzülür, yardım etmek de isteyebilir ancak saldırganın elindeki bir bıçak insanları bundan alıkoyabilir. Erzincan’da askerliğini yaparken kediye işkence eden bir psikopata, olaya şahit olan kimsenin müdahale edemediğini hatırlayın.

Merhametten maraz mı doğar?

Bu atasözü çok yaygın olarak kullanılır ve merhamet göstermenin iyi bir şey olmadığı anlatılmaya çalışılır. Sevdiğim bir söz değildir. Evet, bazı insanlara iyilik yaptıktan sonra ihanete uğramış olabiliriz. Ancak bunun nedeni o kişiye merhametli davranmış olmamız değildir. Biz yapmamız gerekeni, doğru olanı yapmışızdır ancak karşıdaki kişi de karakterinin gereğini yapmıştır. Böyle bir duruma şahit olduk diye merhametli olmaktan vazgeçmemeliyiz. Zaten bu sözü söyleyen kişilerin de çoğu zaman, merhametli olmamak ya da iyilik yapmamak için bir mazeret sunmak amacıyla bunu söylediklerini görüyorum. Yani bir nevi merhametli olmama davranışlarını rasyonelleştirmeye çalışıyorlar.

Bu sözün kullanılmasının başka bir nedeni de, özellikle kuralları uygulama ile ilgili olabilir. Yani kuralları ihlal eden, suç işleyen, merhameti hak etmeyen kişilere merhametli davranılırsa, bu durumun sıkıntılara yol açabileceği ifade edilmek istenmiş olabilir. Bu anlamı bana daha mantıklı geliyor.

Not: Merhametle ilgili olarak Reis Bey5  filmini izlemenizi ve Kemal Sayar ile Alper Manisalıgil’in yazdığı Merhamet Devrimi kitabını okumanızı tavsiye ederim.

Sevgi ve selamlarımla,

Tayfun Doğan

24 Haziran 2018

İstanbul

Kaynaklar

1Hacıkeleşoğlu, H., & Kartopu, S. (2017). Merhamet Ve Dindarlık: Üniversite Öğrencileri Üzerine Ampirik Bir Araştırma. International Journal of Social Science, 59, 203-227.

2Şükrü Hatun, Merhamet – http://www.birikimdergisi.com/guncel-yazilar/1154/merhamet#.WyrrbIrVDIU

3http://www.mkewellness.com/mindbody-blog/2014/12/3/the-emotional-life-of-your-brain-dr-richard-davidson-in-milwaukee

4 Ahlakın temeli ve evrimsel kökenleri https://www.youtube.com/watch?v=RPMMdqQ31fU&feature=youtu.be

5 Reis Bey Filmi https://www.youtube.com/watch?v=L7OklUH6FQw&t=3224s

 

2.031 views

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir