Pozitif Psikolojinin Tarihsel Gelişimi

Pozitif psikoloji yaklaşımının başlangıç tarihi olarak 1998 yılı verilir. Ancak pozitif psikoloji konuları ile ilgili araştırmalar bundan çok daha eski tarihlere kadar gider. İlk çağ filozoflarının mutluluk ve iyi oluşla ilgili tezleri ve görüşleri yabana atılır türden düşünceler değildir. Ancak o kadar uzağa gitmeyelim. Modern psikoloji tarihi içerisinde pozitif psikoloji kapsamında değerlendirilebilecek neler yapılmış onlara bir göz atalım.

Bu konuyla ilgili en çarpıcı ve belki de ilk girişim, psikolojinin dahi çocuğu William James’in çabalarıdır. Amerikan Psikologlar Derneği başkanlığı da yapmış olan William James’ın (1842-1910), Amerikan Felsefe Derneği başkanlığı yaptığı dönem “insanların güçleri” (the energies of men) olarak adlandırılmıştır. Bu dönemde James , neden bazı insanların kaynaklarını ve tam kapasitelerini kullanabilirken, diğerlerinin bunda başarısız olduğunu sorgulamıştır. Bunu anlamak için de şu iki soruya cevap verilmesi gerektiğini ifade etmiştir: (1) İnsan enerjisinin -gücünün- sınırı nedir? (2) Bu enerji -güç- nasıl harekete geçirilebilir ve açığa çıkarılabilir ki en iyi şekilde kullanılabilsin? Henüz psikolojinin yeni yeni modern bir bilim olarak kabul edildiği bir dönemde, böyle bir vizyona ve öngörüye sahip olmak gerçekten takdir edilesi bir durum diye düşünüyorum.

James’in bu girişiminden sonra, uzun süre insanların olumlu yönlerine odaklanan çalışmalarda bir azalma görüyoruz. Ancak 1940’lardan itibaren yeniden bu konularda bir kıpırdanmanın olduğuna şahit oluyoruz. Özellikle bu tarihlerden itibaren ortaya çıkan hümanist psikoloji yaklaşımı da tam olarak insanın olumlu yönlerine ve potansiyellerine odaklanan bir yaklaşımdır. Hümanist yaklaşımın, psikoloji bilimine yaptığı katkı ve getirdiği yeni bakış açısına da paha biçilemez. Hümanist yaklaşımın önde gelen temsilcilerinden Abraham Maslow (1908-1970), “pozitif psikoloji” kavramını ilk kullanan bilim adamıdır. “Motivasyon ve Kişilik” (Motivation and Personality, 1954) adlı kitabının son bölümünün başlığını “Pozitif Psikolojiye Doğru” (Toward a Positive Psychology) olarak koymuştur. Bu bölümde Maslow (1954), psikoloji biliminin olumsuza olan odaklanmasını şu şekilde eleştirmiştir:

“Psikoloji bilimi, insanların olumsuz yönlerini ele almada, pozitif yönlerinden çok daha başarılı olmuştur. İnsanın kusurlarını, hastalıklarını, günahlarını daha çok ortaya koymuş ama potansiyelleri, erdemleri, başarılabilir istekleri ya da tam psikolojik kapasitesiyle ilgili daha az söz söylemiştir. Adeta psikoloji, kendisini gönüllü olarak, olumsuz ve karanlık olan tarafıyla ilgilenerek sınırlandırmıştır.”

220px-william_james_b1842cabraham_maslowjahodamarie

William James                                Abraham Maslow                                    Marie Jahoda

Yine bu tarihlerde, pozitif ruh sağlığı alanında önde gelen araştırmacılardan olan Marie Jahoda da (1958) bu konuda “Pozitif Ruh Sağlığının Güncel Kavramları” (Current Concepts of Positive Mental Health) adlı bir kitap yazmıştır. Söz konusu bu kitabında, bugünkü psikolojik iyi oluş kavramının (eudaimonic well-being) temellerini atmıştır. Kitaba internetten ulaşabilirsiniz. İçeriği o döneme göre oldukça dolu ve faydalı diyebilirim.

Belki çoğu kişi kabul etmeyebilir ancak ben, “Logoterapi”nin kurucusu Victor Frankl’ın da (1905-1997) pozitif psikoloji tarihi içerisinde değerlendirilebileceğini düşünüyorum. Frankl, insanın anlam arayışını temel alan çalışmalar yapmış ve bireylerin yaşamda anlam bulmaya yönelik çabalamalarının en temel motivasyonel güç olduğunu belirtmiştir. Bugün “hayatın anlamı ve amacı” konusu pozitif psikolojinin önemli araştırma konularından birisi olarak kabul edilmektedir. Hatta, hayatın anlamı konusundaki çalışmalarıyla ünlü Prof. Dr. Paul T. Wong, Pozitif Psikoloji 2.0 şeklinde belirttiği görüşlerinde, pozitif psikolojinin temeline “yaşamın anlamı” konusunu koymaktadır.

Pozitif psikolojinin tarihini ele alan pek çok çalışmada atlanan bir konu da, duygusal zeka konusudur. Özellikle 90’lı yıllarda duygusal zeka ile ilgili yapılan çalışmalarda bir patlama olmuştur. Duygusal zeka, çok boyutlu yapısı içerisinde iyimserliği, duyguları yönetmeyi, iyi oluşu, empatiyi, farkındalığı, motivasyonu ve pozitif kişilerarası ilişkileri barındırmaktadır Bu yönü itibariyle duygusal zekâ ile ilgili çalışmaların pozitif psikolojiyle tam olarak örtüştüğü söylenebilir. Bu bakımdan duygusal zeka çalışmalarını da bu tarihsel süreç içerisinde gözden kaçırmamak gerektiği kanısındayım.

indirmihalyindir-1

Martin Seligman                        Mihaly Csikszentmihalyi                      Christopher Peterson

Genel olarak, bu süreçlerden geçen pozitif psikoloji yaklaşımı, 1998 yılında Martin Seligman’ın Amerikan Psikoloji Derneği başkanlığı yaptığı dönemde resmen başlamış kabul edilmektedir. Modern anlamdaki bu pozitif psikoloji yaklaşımının kurucuları, M. Seligman, Mihaly Csikszentmihalyi ve C. Peterson olarak kabul edilmektedir. Bugün pozitif psikoloji yaklaşımı, Amerikan Psikoloji Derneği’nin belirlediği psikolojinin alt alanları arasında bağımsız olarak yer almamaktadır. Bunun yerine “danışmanlık psikolojisi” altında kendisine yer bulmuştur. Bu yaklaşımın en önemli iki getirisi, psikolojinin odağını gerçek anlamda insanların olumlu yönlerine de çevirmiş olması ve bu alanda çalışanların bir çatı altında toplamasıdır. Bu özellikleri itibariyle de psikoloji alanına önemli katkılar sağladığını ve sağlayacağını düşünüyorum. Gerek ülkemizde gerekse tüm dünyada bu yaklaşıma olan ilgili de beni ayrıca sevindiriyor.

Tayfun Doğan

www.tayfundogan.net

 

 

 

206 views

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir