Başkası Olma Kendin Ol, Böyle Çok Daha Güzelsin: Özgünlük

Özgünlük (otantiklik) konusu ile en çok ilgilenenler varoluşçu ve hümanist psikologlar olmuştur. Hangi kitapta okumuştum hatırlamıyorum ancak yıllar önce, yalan söylemenin ruh sağlığımıza nasıl bir etkide bulunduğuna dair bir şeyler okumuştum. Orada yalan söylemeden bahsedilirken, yalnızca dille söylenen yalandan bahsetmiyordu. Bir bütün olarak bireyin beden diliyle, davranışlarıyla ve söyledikleriyle sahici olmasından bahsediyordu. Eğer birey, yalan ve yapmacık davranışlar üzerine bir yaşam kurmuşsa, bu onun ruhsal bütünlüğüne zarar verir ve psikolojik sağlığını bozar diye devam ediyordu. Yani özgün olmanın önemini vurguluyordu.

Özgün olma, son zamanlarda pozitif psikoloji kapsamında tekrar gündeme gelen önemli kavramlardan birisidir. Aslında bu hepimizin bildiği bir kavramdır. Kültürümüz içerisinde, özgünlük kavramına atıfta bulunan pek çok söz vardır. Tarkan’ın bir şarkısında geçen “Başkası olma kendin ol, böyle çok daha güzelsin” sözü; Mevlana’nın “Ya olduğun gibi görün ya da göründüğün gibi ol” sözü; “Özü sözü bir olma” deyimi ve çok fazla renk vermeyen insanlar için kullanılan “içten pazarlıklı olma” deyimi hep özgün olmayla ilgili sözlerdir.

images

Özgünlük, psikoloji literatüründe, duygulanımlarda, davranışlarda ve düşünme süreçlerinde bireyin benliğinin en saf haliyle hareket etmesi şeklinde tanımlanmıştır. Öz belirleme kuramına göre ise özgünlük, kişinin gerçek benliğini ya da öz benliğini yansıtması olarak tanımlanmaktadır. Özgünlüğün kapsamında, sahici olma, doğal olma, spontan olma, iç denetimli olma, dürüstlük, doğruluk, içtenlik, saydamlık, açıklık, gerçeklik ve samimiyet gibi özellikler bulunmaktadır. Yapmacıklık, manipülasyon, içten pazarlıklı olma, sahtelik, kibir, gösteriş meraklısı olma gibi özellikler ise özgünlükle bağdaşmayan özelliklerdir.

Özgünlük, psikolojik iyi oluşla pozitif yönde ilişkili bir kavramdır. Ayrıca, otantik olma, psikoloji literatüründe, kendini gerçekleştiren insanların özellikleri arasında yer alır. Özellikle hümanist psikologlardan Carl Rogers’in tanımladığı “tam verimli insan”ın ve A. Maslow’un tanımladığı “kendini gerçekleştiren insan”ın belirgin özelliklerinden birisi de “özgünlük”tür.

Özgün birey, gerçek benliğini ortaya koyarken, özgün olmayan bireyde yalancı benlik ve yabancılaşma ortaya çıkar. Özgün birey, kendisini büyük görmez, kibirlenmez, mütevazıdır ve insanlardan bir insan olarak topluma karışır. Duygularını ifade etmede ve kendisini açmada sorun görmez, hissettiği gibi yaşar. Çünkü özgünlük düzeyi yüksek bireyin öz-saygısı yüksektir ve kendisinden hoşnuttur. Yine özgün bireyin diğer insanlardan beklentileri de daha düşüktür. Kendisini onlara beğendirmek için yapmacık davranışlara çok girmez ve diğer insanların onu olduğu gibi kabul etmelerini ister. Aslında insanlar da bu doğal insanları sever, onları olduğu gibi kabul eder ve yakınlarında bulunmak isterler. Düşünün hangimiz severiz ki yapmacık ve sahte davranışlarda bulunan kişileri?

Özgünlük (otantiklik) düzeyi düşük birey ise, başkalarının istediği birisi olmuştur. Kendisi için değil, başkaları için yaşamaktadır. İçinden geleni değil, başkalarının duymak istediklerini söyler.  “Elalem ne der?” kaygısı çok yüksektir. İnsanları memnun edeceğini ve kendisini sevdireceğini zanneder ancak çoğu zaman kimseyi de memnun edemez. Bir bakıma özgün olmayan birey, kendinden, kişiliğinden ve değerlerinden taviz vermektedir. Sahtelik ve yabancılaşma ruhuna egemen olmuştur. Bu da onda kaygı ve huzursuzluğa neden olur.

unique1-crop-600x338

Peki, yapmacık ya da manipülatif davranmanın bireye avantajları yok mudur? Dr. Ferzan Curun bu konuda, “başkalarının duymak istediği sözleri söyleyerek ya da itaatkar davranarak otantik olmayan bireyin kısa vadede avantajlar elde edebileceğini belirtmektedir. Ancak uzun vadede özgün olmak tahmin edilebilir ve güvenilir olmaya yol açacağı için daha fazla derin sağlam ilişkilere yol açabilir”, demektedir. Burada şunu da ifade etmekte fayda görüyorum ki, bir insanın çevreyi, içinde yaşadığı ortamı tamamen yok sayarak davranması mümkün değildir. Zaten özgünlükten de kastettiğimiz bu değildir. Toplum içinde, hepimiz sosyal maskeler takarız, savunma mekanizmalarını kullanırız ve psikolojik zırhlarımızı giyeriz. Bunlar patoloji göstergesi değildir. Ancak bunların aşırı olması ruh sağlığımızın bozulduğunun göstergesi olarak kabul edilir.

Özgünlüğün önündeki engeller nelerdir? Bu noktada yine Dr. Ferzan Curun’a kulak verelim: “Elbette böyle bir varoluşun oluşabilmesi için kişinin desteklenmesi gerekir. Koşulsuz kabul görmesi, özerkliğin ve dürüstlüğün değerli görüldüğü ve ödüllendirildiği bir çevreye sahip olması vs. önemlidir. Diğer yandan otoriteye itaatin baskın olduğu, doğruyu söylemenin değil, itaatin değerli görüldüğü, geleneksel cinsiyet rollerinin hâkim olduğu kültürlerde otantik olabilmek yüksek psikolojik dayanıklılık gerektirir”. Gerçekten de, toplum olarak, aşırı eleştireliz ve farklılıklara tahammül edemeyen bir yapımız var. Ayrıca ailede ya da okulda özgün olmayı, yaratıcılığı ve birey olmayı desteklemeyen bir tutum içindeyiz. Tüm bunlar da özgün bir birey olmayı güçleştiriyor. Eğer çocukların, birey olmalarını ve öz-saygılarını destekleyici bir tutum içinde olursak, onların doğal ve özgün birey olmalarına katkı sağlayabiliriz. Yetişkinler açısından duruma bakacak olursak ise, bireyin başını iki elinin arasına alıp şu soru üzerinde düşünmesi gerekir: “Çevre için mi yaşıyorum, kendim için mi?” Bu konuda gerçekleştirilecek bir öz-farkındalık, özgünlük için ilk adım olarak değerlendirilebilir.

Not: Özgünlükle ilgili araştırmalar için Dr. Tahsin İlhan’ın Türkçe uyarlamasını yaptığı “Otantiklik Ölçeği’ni” inceleyebilirsiniz.

Dr. Tayfun Doğan

Psikolojik Danışman

www.tayfundogan.net

2 thoughts on “Başkası Olma Kendin Ol, Böyle Çok Daha Güzelsin: Özgünlük

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir